20 Mart 2012 Salı

Mekan Önerisi : Play-Inn Cafe -Kozyatağı


Kozyatağında yani benim burnumun dibinde yeni bir oyun evi - çocuk cafesi açıldığını duyar duymaz hemen mekana keşfe gittim. Nurturiadaki Anadolu yakası anneleri olarak bol bebekli grup toplantılarımız için sürekli yeni mekanlar arıyoruz zira bu kadar çok bebeyi aynı anda oyalayacak mekan bulmak oldukça güç.

Mekanda bizi ortaklardan Çağlayan Hanım karşıladı ve o gün doğumgünü telaşı olmasına rağmen bizi gezdirip bilgi verdi. Eski bankacı yeni anne olan Çağlayan Hanım kendi çocuklarıyla yaşadığı mekan sıkıntısını kendi oyun evini açarak gidermek istemiş. Çok da hoş bir mekan yaratmış ortağıyla birlikte. Çocukların oyun alanı ve cafe bölümü birbirinden bir kapıyla ayrılıyor anne babalar cafe kısmında çay kahvelerini içip sohbet ederken çocuklar içeride çocuk gelişimi mezunu oyun ablalarıyla oynuyorlar.

Büyük oyun alanı dışında 2 ayrı oda tasarlamışlar. İkisinede minik merdivenlerle çıkılıyor. Biri kaydırağın üstündeki lego odası , çocuklar merdivenden lego odasına çıkıp ister yukarıda legolarla oynuyor , isterse kaydıraktan kayıyor.

Bu da üst kata çıktığınızda sizi bekleyen odanın içi...

Diğer odayı ise daha çok 2-5 yaş grubundaki çocuklar için düşünmüşler. Masal odası, projeksiyonla masallar dinlerken çocukların dinlenmesi için düşünülmüş. Genel oyun alanında ise o gün doğumgünü olduğundan çocuklar palyaço eşliğinde eğleniyordu. Doğumgünleri içinde çok hoş bir mekan. Doğumgünü kızı Nehir için pembelerle dolu harika bir masa hazırlamışlardı.

Doğumgünü olmadığı günlerde bu kısımda çocuklar için atölyeler düzenlemeyi düşünüyorlarmış ki bence harika olur. Oyun bölümünde mini bir top havuzu, gene küçük bir tırmanma duvarı, ayrı bir bölümde yapbozlar ve kutu oyunları da çocukları bekliyor.

Cafe kısmında da herşey en ince ayrıntısına kadar düşünülmüş, bir kadın eli değdiği her halinden belli :) Bebekli annelerin en büyük sorunlarından olan çocuk tuvaleti ve alt değiştirme ünitesi mevcut.

Mekanda diğer cafelerden farklı olarak menü uygulaması yok çocuklar oyun alanında oynarken bizler için çay kahve sınırsız ve ayrıca açık büfe ikramlar mevcut. Çocuklar oynarken biz dilediğimiz kadar yiyip içiyoruz ve bunun karşılığında da saati 20 TL ödüyoruz, devam eden saatler için 10 TL olarak artıyor. Bunu benzer diğer oyun yerlerinde görmemiştim değişik geldi normalde gittiğimiz yerlerde çocuk oyun yerine saatlik bir ücret öderiz, kendi yediğimiz içtiğimizin parasınıda ayrıca öderiz burda değişik bir sistem olmuş. Önce oyun yerinin saati yirmi TL deyince kulağa çok gibi gelebilir ama bunun yanında istediğiniz kadar içip birşeylerde yediğinizi hesaba katarsanız aslında gayet makul bir rakam. Hazırladıkları açık büfede gayet hoştu doğrusu.

Mekan 1 Martta açılmış herşey pırıl pırıl, yepyeni, işletenler gayet güleryüzlü ve sıcakkanlı insanlar kesinlikle en kısa zamanda tekrar geleceğiz.Her ne kadar bu konuda otorite olmasamda tek eleştirim çocuk oyun alanına ayakkabıyla girilmesi oldu bunun parti nedeniyle olduğunu söylediler ama ilk günkü temizliği korumak için her daim ayakkabısız girmekte fayda var oyun alanına.
Cumartesi-Pazar sabahları brunchlar da düzenleyeceklermiş ilerde. Adres ve ulaşım bilgilerini www.play-inn.com da bulabilirsiniz. Yeni oyun evi - cafesi Anadolu yakasına hayırlı olsun, başarılar diliyorum..

19 Mart 2012 Pazartesi

4 Nesil Birarada...


Kent insanları olarak kendi hayatımızın girdabına dalıp aile büyüklerini ihmal edebiliyoruz bende geçenlerde düşündüm düşündüm ananemi en son ne zaman gördüğümü hatırlamayıp kendimden utandım. Hemen o akşam ananemi ziyarete gittik Poyrazla. Canım benim şu anda 78 yaşında allah ona uzun ömürler versin , başımızdan eksik etmesin. Ben anane dedikçe Poyraz biraz şaşırdı o da anane demeye başladı :)

16 Mart 2012 Cuma

Mekan Önerisi : Santral İstanbul, Eyüp


Santral İstanbul , Eyüp'te Bilgi Üniversitesinin kampüsü içinde harika bir müze ve sanat galerisi. Pazar günü yağmurlu bir öğleden sonramızı burada geçirdik. Önce Enerji Müzesini gezdik, Poyraz arabada uyuyup, uykusunu iyice almış olduğundan cin gibiydi ve keyfi yerindeydi. Müzeyi çok sevdi. Enerji müzesi deyince insanın gözünün önüne çok fazla şey gelmiyor ama çok hoş bölümleri var.

Silahtarağa Elektrik Santralinin 1913 ve 1921'de inşa edilen ilk makine daireleri , güçlendirilip korunarak Santral İstanbul Enerji Müzesine dönüştürülmüş.


Poyraz önce burda sıkılır belki diye düşünmüştüm ama yanılmışım çünkü elektrikle neler yapılabileceğini anlatmak için çeşitli bölümler yapmışlar ve bunların hepsinde bir takım düğmelere basıyorsun ve birşeyleri harekete geçiriyorsun bir çocuk için biçilmiş kaftan.Bizimki oynamaya doyamadı, düğmelere basmaktan bıkmadı usanmadı :))


Enerji Müzesini uzun uzun gezdik dolaştık, yorulunca oturup dinlendik ve tam o sırada içeri kaçak girmiş bir kediyle bile karşılaştık :) bizimki kediye bayıldı uzun süre kediyle köşe kapmaca bile oynadı. Kediyi uzun uzun sevdi.

Ana Galeride sürekli değişen güzel sergiler oluyor. Ahmet Gümüştekin'in Yansımalar Sergisi vardı, sergiyi Poyrazla gezdik.


Santral İstanbul tam bir kampüs gibi birçok farklı binası var. Krek değişik tarzda tiyatro oyunlarının sahnelendiği bir performans merkezi hemen karşısında Otto Santral var çok hoş bir restoran. Gene hemen karşısında Tamirane var ki burada caz eşliğinde brunchlar bile düzenleniyor. Kentli tüketicilere hitap eden güzel mekanlar oluşturmuşlar. Bilgi Üniversitesinde okuyan öğrencileri kıskandım şahsen üniversite kampüslerinin içinde böyle bir yer olduğu için çok şanslılar.

santralistanbul’da yer alan sergiler ile Enerji Müzesi, Pazartesi hariç hafta içleri saat 10.00-18.00 arası, hafta sonları ise saat 10.00-20.00 arası ziyarete açıktır. santralistanbul 1 Ocak tarihinde ve dini bayramların ilk günlerinde kapalıdır.
Santral İstanbula yetişkinler için giriş ücreti 15 TL.
Ulaşım İçin:
http://www.santralistanbul.org/pages/index/visit/tr


15 Mart 2012 Perşembe

Aile boyu etkinlik :)


Poyrazla çok değişik yerlere ve değişik etkinliklere katılıyoruz. İstanbul bu konuda çok geniş bir yelpazeye sahip birçok sanat merkezinde Aile Boyu sanat, ailece aktivite vs. gibi programlar var ve acayipde ücretleri var. Buyrun bizim eve gelin bizde hemen hemen her akşam ailece bir faaliyet söz konusu zira bizim çocuk evde olduğumuz zamanlarda ikimizide yanında istiyor. Aslında bunu şımarıklığından yapıyor ama zaten birkaç saat birlikte olabildiğimizden bizde buna müsaade ediyoruz.


Her akşam yemeğinden sonra Poyrazla ya oyun oynarız yada masa başı aktivitesi yaparız. Bunlarıda ben önceden hazırlıyorum , bir yerlerden bulup print edip akşam yemeğinden sonra çıkarıyorum ortaya. Bu sene kar kış bitmek bilmediğinden bizde kardan adam çalışması yaptık.

Beyaz kartonu akordion şeklinde katladık, üzerine babası kardan adamları çizdi ve kenarlarını kesti. Biz Poyrazla hazır şablondan şapka ve atkıları kestik. Ve ortaya kardan adam çalışması çıktı


Daha sonra kardan adamlara göz, burun, düğme vs. yapıp onları iyice süsledik. Bu yapıştırma kısmı iyi hoşda bizimki uhuyu priti falan oraya her yere sürüyor iki saat temizleme faslı oluyor oyun bitince. Son olarak da pamukları yapıştırdık kardan adamlarımızın üzerine.

Poyraz bu kardan adamları çok sevdi, gerçi o yapma sürecini seviyor, iş bitince bu seferde pamukları çıkarma, gözleri sökmeye çalışma aktivitilerine girişiyor :)) eserlerimizi kısa bir süre görebiliyoruz yani sonunda gene bozuyor çünkü kuzucuk. (bu arada evimizin topluluğuna dikkatinizi çekmek isterim :))
Sizde kardan adam yapmak isterseniz aşağıdaki linkten dosyayı indirebilirsiniz.
http://www.biruya.com/aktiviteler/499-el-becerisi-ve-renk-ayrm-calmas.html

14 Mart 2012 Çarşamba

Davulumdan Masallar & Pupa Sanat...


Davulumdan Masallar ve yaratıcısı Serkan Kırmızı'yı daha önce çok duymuştum fakat bu güzel etkinliğe daha önce katılmamıştık. Serkan Pupa Sanat'ta her pazar çok güzel masallar yazıyor çocuklarla birlikte. Etkinlik pazar günü olduğundan biz anne/babalarda katıldık ve çocuklarla birlikte masalların içine dahil olduk.

Serkan önce kendisi müzik aletlerini çalarak masalı anlatmaya başladı, daha önceden çalışmaya katılmış olan ve hatta ilk kez gelenlerin çoğuda Serkan'ı güzel güzel dinlerken benim oğlum müzik aletini (adını da bilmiyorum bu tahta aletin fakat bayıldım çok güzel birşey) çalacağım diye tutturdu, uzun bir süre ona kendi sırası gelince çalabileceğini anlatmaya çalıştım ama pek başarılı olduğum söylenemez.

Tüm anne / babalarda çalışmaya katıldılar ve gayet keyifli bir Pazar sabahı geçirmiş olduk. Çok değişik ve güzel bir çalışma. Fotoğraflara bakıp aldanmayın müzik dersi değil kesinlikle, Serkan'ın kendi yarattığı bir atölye ve bizimkilerin yaş grubu için çok hoş gerçekten. Birlikte birşeyler yapmayı öğrenmeleri adına güzel bir deneyim.

Pupa Sanat'a ilk defa geldik çok hoş bir ortam, herkes ayakkabılarını kapının önünde çıkarıyor bir nevi ev gibi. Köşede çocuklar için çok güzel bir oyun alanı yaratmış Aslı Hanım ki benim oğlum çalışmadan çok o alanda oynamayı tercih etti.

Biraz çalışmaya katıldık, biraz oyun yerinde oynadık, bir süre burdan gidelim diye tutturup kapıda dikildi, bir ara baktım mutfak kısmına geçmiş orada bir bisiklet bulmuş onu çıkarmaya çalışıyor. Kısaca etrafta dört döndü Poyraz tam olarak çalışmaya konsantre oldu diyemem ama bunun için zaten süre gerekiyor , ortama alışması lazım vs. en azından 3-4 kez daha gelmemiz lazım bizimkinin ortama adapte olması için. Son anlarda genede aletlerin cazibesine kapılıp biraz daha katılımcı oldu.

Çalışma 1,5 saate yakın sürdü ve çocukların çoğu çok zevk aldı hatta anne/babalarda memnundu halinden gözlemlediğim kadarıyla. Ben kah Poyrazın peşinden koştum kah fotoğraf çektim :) Ders bitince Serkan'a hepimiz teşekkür edip , hatıra fotoğrafı çektirdik, tekrar görüşmek üzere Serkan ve Pupa Sanat...

8 Mart 2012 Perşembe

Haylaz erkekler Oyun Grubu


Cumartesi günü hazır Van Gogh sergisi için karşıya geçmişken çıkışta sevgili arkadaşım Dilek'e gideyim dedim , yüzsüz bir misafir olarak kendim gittiğim yetmezmiş gibi diğer arkadaşlarıda davet ettirdim :)) 5 erkek çocuklu güzel bir oyun grubu oldu. Dilek'in biri 1 yaşında biri 3 yaşında iki oğlu var bizimkilerinde hepsi erkek olunca tam çete oldu bunlar. Dilek'e o kadar hiçbir şey hazırlama bir çay yeter desemde gayet güzel bir sofra hazırlamıştı canım arkadaşım.

Bizimki yolda uyumuştu eve girince uyandı bir süre yanımdan ayrılmak istemedi sonra baktı Oğuz'un odası oyuncak dolu bir süre sonra ortama alıştı. Bir bisiklet buldu devamlı onunla takıldı, kimseyede vermiyor bisikleti kısa kısa bisiklet kavgaları yaşandı ama hasarsız atlatıldı.


Oğuz'un odası tüm çocuklar için bir cennet araba şeklinde yatağı, envai çeşit oyuncağı ile at çocuğu odaya oynasın diycem ama benimki henüz tek başına bir yerde durup oynamak istemiyor illa benimde yanında durmamı istiyor. Oğuz ve Büyük Arda 3 yaşını geçtiklerinden ikisi birarada güzel güzel oynadılar bende heveslendim demek ki bizimkilerde biraz daha büyüyünce kendileri oynayıp bizim paçamıza yapışmaktan vazgeçer belki.


En minik erkek Yağız 1 yaşını yeni geçti fakat pire gibi yürüyor çok hareketli maşallah. Devamlı bizimkilerin peşinde takıldı, oynadı onlarla. Sabah 6da kalkmış ama uyumamak için baya direndi, sonunda saat 5te meme emerken uyuyakaldı. Benim oğlumda az uyurudu ama Yağız 12 saate yakın uyanık kalarak bir rekor kırdı bence :)

Küçük Arda ve annesi Aslı, Büyük Arda ve annesi Esra, ev sahibimiz Dilek ve oğulları Yağız & Oğuz hepinizi gördüğüme çok sevindim. Çocuklarda maşallah diyim çok sorun çıkarmadan oynadılar ona da ayrıca sevindim. Herşey için teşekkürler Dilekciğim, görüşmek üzere..

7 Mart 2012 Çarşamba

Doğumgünleri...


Geçen haftasonu iki güzel minik insanın doğumgünlerine gittik. Tesadüf ikiside 3 yaşına giren biri kız biri erkek iki minik insan. Cumartesi günü sevgili arkadaşım Güler'in kızı Melis'in partisindeydik. Klasik olacak ama Melis'in doğduğu günü gerçekten dün gibi hatırlıyorum büyüdüde 3 yaşında kocaman bir kız oldu bile. Doğumgününe giderken Poyraz arabada uyumuştu ve uyanır uyanmaz eve girince bastı yaygarayı abartmıyorum nerdeyse 2 saate yakın ben burda durmıycam, burdan gidelim diye ağladı. Normalde devamlı kalabalık ortamlarda olan bir çocuk olmasına rağmen kalabalığı sevmemeye başladı son zamanlarda. 2 yaş sendromu bir geldi pir geldi yani neyse o ağladı diye gitmedik tabii ki ama çevreye verdiğimiz rahatsızlıktan ötürü birde burdan özür dileyeyim :) Çok kısa bir süre odada diğer çocuklarla oynadı onun dışındaki tüm zamanlarda bacağıma yapışıp ağladı.

2004 yılında tanıştığımızda henüz evli bile değildik aradan geçen yıllarda evlendik de birde anne olduk. İlk bebek Güler'den geldi sonra 1er yıl arayla bizimkiler. En büyük bebek 3 yaşına geldi bile zaman nasılda geçiyor. İyi ki doğmuşsun Melis, annesini anne yapan bebek, nice mutlu yıllar. Nice doğumgünlerini birlikte kutlarız inşallah kızlar.

Ertesi gün Pepee hayranı Yağmur'un doğumgününe gittik. O da 3 yaşına girdi. Yağmur'un annesi ve biz aynı apartmanda doğduk büyüdük bir zamanlar bizler çocukluk arkadaşıydık şimdi çocuklarımız birlikte oynuyor, çok güzel bir duygu. Yağmur'un doğumgünü için bütün ev Pepee konseptiyle süslenmişti, pastası herşeyi Pepeeliydi. Poyrazı da konsepte uygun giydirip gittik doğumgününe.


Poyraz bir gece öncede bu evde olduğundan allahtan içeri girmiycem diye ağlamadı hatta orada hiç uyuzluk yapmayarak beni şaşırttı. Çocuklarla bol bol oynadı, kendi getirdiği hediyeleri açtı :) oldukça eğlendi diyebilirim. Bir ara bütün çocukları oynatmayı bile başardık.

Çocuklar bir ara kendi kendilerine bile oynadılar. Yağmur'un abisi Deniz Emre ve kuzeni İlker daha küçüklere pek yüz vermedi, büyükler ayrı küçükler ayrı kudurdu. Bir ara çocukların hepsini evin erkeklerine satıp masa muhabbeti bile yaptık. İşte bir çocuk doğumgününü kadınlar gününe çevirimişizin belgesi :)


Doğumgünün kutlu olsun Yağmurcuğum, upuzunnn, güzel ve sağlıklı bir ömrün olsun.